“Sensory Noise”: Fazla Kilonun Yarattığı Görünmeyen Zihinsel Yük
Photo Credit: Maide Karzaoğlu
Fazla Kilo Yalnızca Fiziksel Bir Deneyim Değildir
Kilo artışı çoğu zaman yalnızca fiziksel sağlık üzerinden değerlendirilir. Ancak klinik gözlemler, fazla kilo ve obezitenin aynı zamanda bilişsel ve duyusal düzeyde de önemli bir yük oluşturabileceğini göstermektedir.
Bazı bireyler belirgin ölçüde kilo verdikten sonra şu ifadeleri kullanmaktadır:
“Zihnim sanki sakinleşti.”
“Sürekli arka planda çalışan bir gürültü kesildi.”
“Bedenimi taşımak artık daha az zihinsel enerji gerektiriyor.”
Bu deneyim bazı kişiler tarafından “sensory noise” (duyusal gürültü) olarak tanımlanmaktadır. Burada kastedilen şey yalnızca fiziksel hafifleme değildir; bedenin zihinde kapladığı alanın azalmasıyla birlikte oluşan bilişsel rahatlama hissidir.
“Sensory Noise” Nedir?
“Sensory noise”, beynin bedenin boyutu, hareketi, mekândaki konumu ve fiziksel varlığıyla ilgili sürekli işleme yapmak zorunda kalmasının yarattığı arka plan bilişsel yükünü ifade etmek için kullanılan kavramsal bir tanımdır.
Bu süreç çoğu zaman bilinçli farkındalık düzeyinde hissedilmez. Ancak birey gün boyunca fark etmeden birçok hesabı aynı anda yapıyor olabilir: oturacağı alanı değerlendirmek, bir yere sığıp sığamayacağını düşünmek, nasıl hareket edeceğini planlamak, bedeninin çevrede nasıl göründüğünü takip etmek veya fiziksel alan içinde kendini konumlandırmak gibi.
Örneğin bazı kişiler bir restorana girdiklerinde ilk olarak sandalyelerin genişliğini değerlendirebilir, toplu taşımada oturacak yer seçerken bedenlerinin ne kadar alan kaplayacağını düşünebilir ya da kalabalık ortamlarda sürekli bedenlerini “geri çekmeye” çalışabilir.
Bu durum zamanla zihinsel yorgunluk, kaygı ve sürekli tetikte olma hissi yaratabilir.
Mekânsal Farkındalık ve Beden Algısı
Araştırmalar, obezitenin beden şeması ve mekânsal farkındalık üzerinde etkileri olabileceğini göstermektedir.
Beden şeması; beynin bedenin boyutunu, şeklini ve mekândaki konumunu nasıl temsil ettiğini ifade eder. Bazı çalışmalarda fazla kilolu bireylerin kendi beden boyutlarını olduğundan farklı algılayabildiği gösterilmiştir.
Bu durum hareket planlamasını, alan kullanımını ve fiziksel çevrede konumlanmayı daha fazla zihinsel işlem gerektiren bir hale getirebilir. Kişi dar bir kapıdan geçerken, bir masanın arasından yürürken veya bir sandalyeye otururken bedeninin çevreyle ilişkisini sürekli hesaplamak zorunda hissedebilir.
Çoğu insan için otomatik gerçekleşen bu işlemler, bazı bireylerde bilinçli bir dikkat gerektiren süreçlere dönüşebilir.
Propriyosepsiyon ve Sürekli Hesaplama Hali
Propriyosepsiyon, bedenin uzaydaki konumunu ve hareketini algılama becerisidir. Günlük yaşamda çoğu insan bunun farkında olmadan hareket eder. Ancak beden kitlesinin artmasıyla birlikte beynin dengeyi koruma, hareketi ayarlama ve bedeni fiziksel alan içinde konumlandırma konusunda daha fazla işlem yapmak zorunda kaldığı düşünülmektedir.
Özellikle dar alanlarda hareket etmek, kalabalık ortamlarda dolaşmak, oturma pozisyonu ayarlamak veya fiziksel temas ihtimalini hesaplamak bazı bireylerde sürekli bir zihinsel tetikte olma hali yaratabilir.
Örneğin kişi yürürken çevresindeki insanlara çarpmamaya aşırı dikkat ediyor olabilir, otururken sürekli bedenini “küçültmeye” çalışabilir ya da bulunduğu fiziksel alanı zihninde sürekli yeniden hesaplıyor olabilir.
Bu durum zamanla bilişsel yorgunluk hissini artırabilir.
Günlük Yaşamda Görünmeyen Kaygılar
Birçok insan günlük yaşamda bedenini düşünmeden hareket eder. Ancak bazı fazla kilolu bireylerde beden farkındalığı sürekli aktif olabilir.
Örneğin sandalyeye sığıp sığamayacağını düşünmek, kıyafetlerin nasıl göründüğünü sürekli kontrol etmek, yürürken bedenini “toplamaya” çalışmak veya kalabalık alanlarda rahatsızlık hissetmek arka planda sürekli çalışan bir zihinsel süreç oluşturabilir.
Bazı bireyler için bu durum yalnızca fiziksel değil; sosyal bir kaygı da yaratabilir. İnsanların bedenlerini nasıl gördüğünü düşünmek, görünür olmaktan kaçınmak veya sürekli beden farkındalığı içinde olmak zihinsel enerjinin önemli bir kısmını tüketebilir.
Bu nedenle bazı kişiler kilo kaybı sonrasında yalnızca fiziksel değil; zihinsel anlamda da “hafifleme” yaşadıklarını ifade etmektedir.
“Food Noise” ve “Sensory Noise” İlişkisi
Son yıllarda sık konuşulan “food noise” kavramı, kişinin zihninde sürekli devam eden yemek düşüncelerini tanımlar. Bazı bireylerde ise yemek düşünceleri, kalori hesapları, beden değerlendirmeleri ve hareket planlamaları aynı anda aktif olabilir.
Kişi gün boyunca:
Ne yiyeceğini düşünmek,
Kaç kalori aldığını hesaplamak,
Bedeninin nasıl göründüğünü değerlendirmek,
Fiziksel alan içinde nasıl hareket edeceğini planlamak
gibi birçok zihinsel süreci eşzamanlı sürdürüyor olabilir.
Bu durum zihinsel enerjinin önemli bir kısmını tüketebilir ve kişinin günlük işlevselliğini etkileyebilir. Bazı bireyler için beden ve yemek düşünceleri, gün boyunca kapanmayan bir “arka plan sekmesi” gibi çalışabilir.
Sonuç
Fazla kilo deneyimi yalnızca fiziksel görünümle ilgili değildir. Bazı bireyler için beden, sürekli yönetilmesi ve hesaba katılması gereken bir “arka plan görevi” haline gelebilir.
Bu nedenle kilo verme süreci bazı kişilerde yalnızca fiziksel hafifleme değil; aynı zamanda zihinsel bir sessizlik ve rahatlama hissi yaratabilir. Ancak burada önemli olan nokta, bedenle ilişkinin yalnızca ağırlık üzerinden değerlendirilmemesidir. Çünkü kişinin beden deneyimi; duyusal algı, bilişsel yük, kaygı düzeyi ve öz farkındalık süreçleriyle yakından ilişkilidir.
Bazı bireylerin tarif ettiği gibi:
“İnsan, bedeninin zihninde ne kadar yer kapladığını ancak o gürültü azaldığında fark ediyor.”