“Sometimes Foods” Yaklaşımı: Yiyeceklerle Daha Esnek Bir İlişki Kurabilmek
Photo Credit: Maide Karzaoğlu
Yeme Bozukluklarında Katı Kurallar Neden Sorun Yaratır?
Yeme bozukluklarında sık görülen örüntülerden biri, yiyeceklerin “iyi-kötü”, “temiz-zararlı” ya da “yasak-serbest” şeklinde katı kategorilere ayrılmasıdır. Bu durum zamanla kişinin yemekle ilişkisini daha kaygılı, kontrol odaklı ve kırılgan hale getirebilir.
Özellikle “yasaklı” olarak görülen yiyecekler zihinde büyüyebilir ve yoğun bir yeme isteğini tetikleyebilir. Çünkü psikolojik olarak tamamen yasaklanan şeyler çoğu zaman daha çekici hale gelir. Beyin, ulaşılması zor olanı daha fazla düşünmeye başlayabilir.
Örneğin kişi gün boyunca:
“Tatlı yememeliyim.”
diye düşündükçe, zihinsel odağı giderek daha fazla tatlıya kayabilir. Bu durum bazı bireylerde yoğun yeme ataklarını veya “nasıl olsa bozdum” düşüncesiyle kontrol kaybı hissini tetikleyebilir.
Bu noktada bazı terapi yaklaşımlarında kullanılan kavramlardan biri de “sometimes foods” yaklaşımıdır.
“Sometimes Foods” Nedir?
“Sometimes foods”, Türkçeye kabaca: “Bazı zamanlarda tüketilebilecek yiyecekler” şeklinde çevrilebilir.
Bu yaklaşımın temel amacı, yiyeceklerle kurulan ilişkiyi daha esnek hale getirmek ve kişinin belirli gıdalara karşı geliştirdiği yoğun dürtüselliği azaltmaktır.
Buradaki temel fikir şudur: Bir yiyeceği tamamen yasaklamak yerine, onun hayatın doğal akışı içinde zaman zaman tüketilebilecek bir seçenek olduğunu kabul etmek.
Örneğin kişi profiterol yemek isteyebilir. Bu durumda amaç:
“Asla yememeliyim.” veya
“Madem başladım, kontrolsüzce yemeliyim.” uçlarına gitmek yerine şu düşünceyi geliştirebilmektir:
“Bunu bazen yiyebilirim. Her gün yemem gerekmiyor.”
Benzer şekilde pizza, çikolata, cips veya fast food gibi yiyecekler de “yasak” kategorisinden çıkarılıp daha nötr bir yere taşınmaya çalışılır. Çünkü bir yiyecek üzerindeki psikolojik baskı azaldığında, o yiyeceğin zihindeki gücü de çoğu zaman azalabilir.
Kıtlık Algısını Azaltmak
Yeme bozukluklarında önemli dinamiklerden biri de zihinsel “kıtlık algısı”dır. Kişi bir yiyeceğe tekrar ulaşamayacakmış gibi hissedebilir ve bu durum yoğun yeme dürtüsünü artırabilir.
Oysa günlük yaşamda birçok yiyecek bugün yenmese de yarın, bir hafta sonra veya başka bir zamanda ulaşılabilir durumdadır. Ancak beyin bunu bir “son fırsat” gibi algıladığında dürtü çok daha yoğun hissedilebilir.
Bu farkındalık geliştikçe kişi:
Her fırsatta yemek zorunda olmadığını,
Bir yiyeceği kaçırmadığını,
Sadece ertelediğini öğrenmeye başlayabilir.
Örneğin kişi pastanede gördüğü bir tatlıyı o anda yemek zorunda hissetmeyebilir ve: “İstersem başka bir gün de yiyebilirim.” düşüncesini geliştirebilir.
Bu yaklaşım özellikle “ya hep ya hiç” düşünce biçimini azaltmada destekleyici olabilir.
Klinik Süreçte Kullanılan Bazı Yaklaşımlar
İleri düzey yeme bozukluğu örüntülerinde bazı davranışsal düzenleme çalışmaları uygulanabilmektedir.
1. Erteleme Becerisini Geliştirmek
İlk hedeflerden biri, kişiyi tetikleyen yiyecekleri hemen tüketmek yerine kısa süreli erteleyebilmeyi öğrenmektir.
Buradaki amaç yasak koymak değil; dürtü ile davranış arasına kısa bir düşünme alanı ekleyebilmektir.
Örneğin kişi: “Bunu yemeyeceğim.” yerine: “10 dakika sonra tekrar değerlendireceğim.” yaklaşımını kullanabilir.
Çoğu zaman dürtüler ilk ortaya çıktıkları kadar yoğun kalmaz ve kısa süre içinde azalabilir.
2. Önce Fiziksel Açlığı Düzenlemek
Kişi yoğun biçimde tetiklendiğinde önce dengeli ve doyurucu bir öğün tüketmesi önerilebilir.
Çünkü aşırı açlık:
Kan şekeri dalgalanmalarını artırabilir,
Kontrol kaybı hissini güçlendirebilir,
Daha yoğun yeme ataklarına neden olabilir.
Aç bir bedenle karar vermek çoğu zaman daha zordur. Fiziksel olarak doyduktan sonra dürtülerin şiddeti azalabilir ve kişi daha düzenlenmiş hissedebilir.
3. Yeme Sonrası Duyusal Döngüyü Kırmak
Bazı bireylerde yemek sonrası diş fırçalamak gibi rutinler, özellikle tatlı yeme isteğini azaltmaya yardımcı olabilir.
Bu durum:
Tat duyusunun değişmesi,
Yeme deneyiminin “tamamlandı” hissi vermesi,
Davranış döngüsünün kesilmesi ile ilişkili olabilir.
Benzer şekilde sıcak bir çay içmek, mutfaktan uzaklaşmak veya farklı bir aktiviteye geçmek de zihinsel geçiş yaratabilir.
4. Kısa Süreli Ortam Değişikliği
Bazı terapi yaklaşımlarında kişi yoğun biçimde bir yiyeceğe odaklandığında kısa süreli açık hava yürüyüşleri önerilebilir.
Örneğin birkaç dakikalık kısa bir yürüyüş:
Dikkatin dağılmasına,
“Food noise” olarak tanımlanan yoğun yemek düşüncelerinin azalmasına,
Dürtünün şiddetinin düşmesine yardımcı olabilir.
Çünkü dürtüler çoğu zaman düşündüğümüz kadar kalıcı değildir; yoğunlukları kısa süre içinde değişebilir.
“Yasaklı Yiyecek” Gerçekte Ne Anlama Gelir?
Klinik pratikte “yasaklı yiyecek” olarak adlandırılan gıdalar aslında objektif olarak yasak değildir. Bunlar genellikle kişinin:
Kontrol kaybı yaşadığını düşündüğü,
Yeme atağını tetiklediğine inandığı,
Kaygı geliştirdiği yiyeceklerdir.
Bu nedenle “yasaklı yiyecek” kişiden kişiye tamamen değişebilir. Bir kişi için tetikleyici olan yiyecek çikolata olabilirken, başka biri için ekmek, meyve, makarna veya hatta bazı sebzeler bile kaygı yaratabilir.
Buradaki temel mesele yiyeceğin kendisinden çok, kişinin o yiyecekle kurduğu psikolojik ilişkidir.
Sonuç
“Sometimes foods” yaklaşımı, yiyeceklerle savaşmak yerine onlarla daha esnek ve dengeli bir ilişki kurmayı hedefler.
Amaç mükemmel beslenmek değil; kişinin suçluluk duymadan yiyebilmesi, yiyecekleri zihninde büyütmemesi, dürtü ve davranış arasında alan oluşturabilmesi ve bedensel ihtiyaçlarını fark edebilmesidir.
Çünkü iyileşme çoğu zaman “asla yememek” üzerinden değil; bir yiyeceğin hayat üzerindeki psikolojik gücünün azalmasıyla başlar.